Dil Solucanları Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Dil solucanların  tümü, omurgalıların iç asalaklarıdır. Dil solucanlar eklembacaklılarla bazı ortak özellikler taşımalarına karşın onlardan kesinlikle ayrılırlar. İlk olarak 1765’te, bir köpeğin alın sinüslerinde Linguatula serrata türünün bulunmasından bu yana, 65 tür daha tanımlanmıştır.

Yapısı. Birçok başka asalak hayvan gibi, dil solucanların bedeninin de, yaşam biçimlerinin et-kisiyle, değişikliğe uğramış olduğu sanılır. Dil solucanların bedeni uzun ve yer solucanlarınınki gibi yüzeysel olarak bölütlüdür. Görülebilen eklentiler, yalnızca bedenin ön yüzeyinde bulunan bir çift çengeldir.

Dil solucanların bedenlerinin iç düzeni çok yalındır. Sinir sistemi, bir ön düğüm ile bir çift uzunlamasına telcikten oluşur. Porocephalida takımında, sinir sistemi daha da sınırlıdır.

Sindirim borusu, ağızla başlar ve doğrudan doğruya anüse kadar uzanır. Boşaltma, solunum ve kan dolaşımı sistemleri yoktur.

Üreme ve gelişme: Bu yalın sistemlerin tersine, dil solucanların üremesi çok karmaşıktır; zaten karmaşık üreme biçimi, asalak hayvanların temel özelliklerinden biridir. Öte yandan, yaşam çevrimi de çok karmaşıktır.

Erkek üreme sisteminin deliği, bedenin ön yüzeyine açılır. Asalak hayvanların çoğunda olduğu gibi dişi, pek çok yumurta bırakır (bunların yarım milyon kadarı dişinin bedeni içinde döllenmiş olabilir). Linguatula cinsindeki dişiler, bütün yaşamları boyunca milyonlarca yumurta bırakırlar. Yumurtaların içinde, dış görünüşleri tardigradlarınkine benze-yen ve eklembacaklılarla birçok ortak özellik taşıyan larvalar gelişir.

Gelişme halindeki embriyo, yumurtanın açılmasından önce uzun bir süre yumurta içinde kalır. Dil solucanlar, normal olarak, yaşamları boyunca iki farklı konakta (bir asalağın, yaşamının bir bölümünü ya da tümünü, içinde ya da üstünde geçirdiği organizmaya «konak» denir) yaşarlar: Kesin biçimde yerleştikleri konak, etçil bir omurgalıdır; buna karşılık, ara konak bir otçuldur.

Yumurtalar açıldıktan sonra, dil solucanların larvaları konaklarından kendilerini yere, otların üstüne bırakırlar; daha sonra, otlar aracılığıyla otçul ara konaklarına girerler. Ara konağın barsağına ulaşınca, barsağı delip kan dolaşım sistemine girer, kan içinde lenf bezine ulaşır ve orada bir dizi başkalaşma geçirerek larva özelliklerini yitirip, erişkin özellikleri edinirler. Birçok ay geçtikten sonra, bedeninde bulundukları hayvanın beden boşluğuna geçer ve bu hayvan (ara konak) bir etçil tarafından yeninceye kadar orada kalırlar. Kesin konağa ulaşınca, son larva kutikulasını değiştirip erişkin hale gelir, kesin konağın bedeninde çiftleşirler.

Yayılma alanı: Dil solucanların yayılma alanı, konaklarının yayılma alanına kesin biçimde bağımlıdır. Sözgelimi Linguatula cinsi bireyleri köpek asalaklarıdırlar ve Dördüncü Zaman’da dingoyla birlikte Avustralya’ya girmişlerdir.

Sınıflama: Dil solucanların sistematiği çok karışıktır; genellikle dil solucanlar öbeği iki takıma ayrılır: Cephalohaenida; Porocephalida. Birinci takımdaki, yani Cephalobaenida takımındaki türler daha ilkeldir ve bazı türlerin bireyleri yaşam çevrimlerini tek konakta tamamlarlar. Sözgelimi Raillientiella ve Cephalobaena türlerinin bireyleri, sürüngenlerin solunum aygıtlarında, Reighardia türünün bireyleriyse martıların hava keselerinde yaşarlar.

Buna karşılık, -Porocephalida takımındaki türlerin bireyleri, yaşam çevrimlerini tamamlayabilmek için iki konağa gerek duyarlar. Arminifer, Afrika yılanlarının çoğunun bedeninde bulunur; Güney Amerika ve Asya’da yaşayan Sebekia cinsi türlerinin bireyleri, tatlı su balıklarının beden boşluğuna yerleşirler; erişkinleriyse timsahlarda yaşarlar. Linguatula cinsi türleri, gerek larva, gerek erişkin biçimde, birçok memelide (köpekler; ada tavşanları; yaban domuzları; jaguarlar) bulunurlar. Hatta bazen insan bedenine de girerler.

İçinde bulundukları çevredeki yaşama koşulları elverişsiz hale gelince, tardigradlar büzülür, ayaklarını içeri çeker, hareketsizlik evresine girerler (üstte). Bu dönüşümü geçiren tardigradlar, oksijensiz ve çok kuru bir ortamda birçok yıl yaşamayı başarırlar; yaşama koşulları normale dönünce de, hemen hareketli evreye geçerler.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!