İki Yaşamlı (Amfibyumlar) Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Su kurbağaları, kara kurbağaları, semenderler ve kertenkelemsiler, iki farklı yaşama ortamında yaşarlar. Yaşamlarının birinci evresini su içinde geçirir, bedensel bir dönüşümden sonra, ikinci ev reyi (erişkinlik evresi) karada yaşarlar. Hayvanların suda yaşama evresinden karada yaşama evresine geçiş evrimini temsil etmelerine karşın, ikiyaşayışlılar (amfibyumlar ya da amfibiler) bu geçişi henüz tamamlayamamışlardır: Yaşamlarının belli bir bölümünü suda geçirirler.

Tuzlu sularda bulunmayan, ancak çok az türü tuzlu sularda yaşamaya dayanabilen ikiyaşayışlıların çoğu tatlı sularda, karada bulunduklarında da, havası çok nemli yerlerde (bataklıklar, durgun sular, dereler, taşkınlar altında kalan çayırlar, sulama kanalları, vb.) yaşarlar.

İkiyaşayışlılar başlıca üç takıma ayrılırlar:

Ayakları bulunmayan yeraltı hayvanlarından oluşan ayaksızlar (Apoda ya da Gymnophiona); erginlik çağına girdiklerinde kuyrukları bulunan kuyruklular (Urodela); erginlik çağlarında kuyrukları bulunmayan kurbağalar (Anura).

Deri özellikleri: İkiyaşayışlıların derileri yumuşak ve esnektir: Su geçirir ve çeşitli tipte salgıbezleri içerir. Bu salgıbezlerinden biri, müküs salgıbezidir; biraz yapışkan olan, deriyi örten ve deri yoluyla buharlaşma oranını düşürerek bir çeşit yalıtkan görevi yapan müküsü salgılar. İkinci bez, zehir salgıbezidir; çıkardığı salgı, bir ikiyaşayışlıyı yemeyi deneyen herhangi bir hayvanın ağzının içini tahriş ederek sinir sistemini etkiler. Zehir, insanların da hem gözlerini, hem de ağzını tahriş edebilirse de, insan için öldürücü değildir; bununla birlikte, ikiyaşayışlılara dokunduktan sonra elleri yıkamak yerinde olur.

Sürüngenler gibi, ikiyaşayışlılar da, soğuk kanlıdır; ama derilerinin su geçirme özelliği, beden sıcaklıkların’ dengeleme olanağı verir. Buharlaşma, beden sıcaklığının çevredeki hava sıcaklığından düşük kalmasını saklar. Gerçekte, çok sıcak ve kurak bölgelerde buharlaşma, ikiyaşayışlılar elverişli bir sığınak bulamazlarsa, ölmelerine yol açacak kadar hızlı olabilir.

Daha soğuk bölgeler, ikiyaşayışlıların yaşaması için gerekli nemi içeren en elverişli bölgelerdir. Mutlak nem ile bağıl nem arasındaki fark, ikiyaşayışlıların yaşama bölgelerini seçmelerinde önemli rol oynar. Mutlak nem terimi, atmosferdeki nem miktarını, bağıl nem terimiyse, havayı doymuş hale getirmek ve bunun sonucunda da buhar yoğunlaşmasını belirlemek için gerekli buhar miktarı yüzdeşini belirtir.

Sıcaklık yükseldikçe, nemin hızla buharlaşmadan yoğunlaşabilmesi güçleşir. Alçak sıcaklıkta, havada az miktarda nem bulunsa bile, yoğunlaşma gerçekleşebilir. Bu nedenle ikiyaşayışlılar, özellikle ekvator ormanlarına (çünkü ormanlarda hava, hemen her zaman neme doymuş haldedir ve buharlaşma çok azdır) ve ‘liman bölgelere, hattâ, soğuk bölgelere (çünkü. bu bölgelerde yoğunlaşma oldukça kolaydır) yayılırlar.

Kemik yapısı: İkiyaşayışlıların üç takımında yer alan üyeler, iskelet yapısı bakımından birçok farklılık gösterirler. Daha çok sıçrayarak ve yürüyerek ilerleyen su kurbağalarının ve kara kurbağalarının, arka bacakları iyi gelişmiştir ve alışılmışın dışında (kalça kemiği çok uzun ve incedir) bir leğen kemerleri vardır. Bu değişiklikler, söz konusu hayvanlara birçok yarar sağlar: Bir yandan leğen kemerinin ağırlığını azaltırken, bir yandan da bu kemiğe esneklik kazandırması; arka bacaklardaki büyük kaslara iyi bir destek oluşturması; vb.

Dört ayakları üstünde yürüyen semendergillerin leğen kemerleri iyi gelişmiştir; hareketleri için gerekli kaslara ve ayaklara iyi bir destek oluşturur. Omuz kemeri ile leğen kemeri, birbirine oldukça yakın sıralanan birçok kemikten oluşurlar ve normal bir yapıdadırlar. Ayakları olmayan ayaksızlar takımı üyelerinde, leğen kemeri de yoktur.

Yumurta yapısı: İkiyaşayışlılar ile üst omurgalılar (kuşlar, sürüngenler ve memeliler) arasındaki başlıca farklardan biri, yumurtaların yapısında ortaya çıkar. Üst omurgalılarda (yani gelişmiş omurgalılarda), yumurtalarda bir koruyucu zar (amniyon) vardır; gelişmekte olan embriyoyu bir kese gibi çevreleyen amniyon, bir sıvıyla doludur. Bazı kara hayvanları için bu yapı özelliği, yaşamsal önem taşır: Amniyon ve içerdiği sıvı olmasaydı, gelişmekte olan embriyo kuruyabilir ve yok olabilirdi.

Kara omurgalılarının yumurtalarında görülen ikinci bir yapı özelliği de, alantoittir. Alontoit, hem embriyonun dışarı attığı pislikleri toplayan, hem de dışardaki hava ile embriyo arasındaki gaz alışverişine yardımcı olan bir embriyo dokusu kanalcığıdır. Alantoit olmasaydı, kabuk içindeki embriyo, hem kendi ürettiği zehirli pislikler nedeniyle zehirlenirdi, hem de solunumu sağlanmadığı için hemen boğulurdu.

İkiyaşayışlılar ve balıklar, bu iki yapıdan yoksundurlar. Gerçekten, çoğunlukla doğrudan doğruya su içine bırakılan ve ince bir kabuğu bulunan ikiyaşayışlı yumurtasının, amniyona gereksinimi yoktur; çünkü embriyo hemen suyla çevrelenir ve hem çıkardığı pislikler, hem de suyun içindeki oksijen, yumurta kabuğundan süzülür.

Larva (ya da kurtçuk) gelişimi: Yumurtanın içinde gelişen hayvanlar bakımından da, ikiyaşayışlılar ile omurgalıların çoğu arasında önemli farklar vardır. Sürüngenlerin ve üst omurgalıların yavruları, erişkin bireylerin küçük birer kopyasıdır (bu nedenle üst omurgalılardaki gelişmeye «dolaysız gelişme» adı verilir); oysa ikiyaşayışlıların büyük bölümünün yavruları, hem iç yapı, hem de dış görünüş bakımından erişkinlerden farklıdırlar («dolaylı gelişme»).

Erişkin ikiyaşayışlıların akciğerler ve ayaklarla donanmış kara hayvanları olmalarına karşılık, yavru ikiyaşayışlılar solungaçlı deniz hayvanı görünümündedirler. Kurbağalar dışındaki ikiyaşayışlıların yavrularına «Iarva» ya da «kurtçuk», kurbağa yavrularınaysa «iribas» ya da «tetari» adı verilir. Erişkin hale gelebilmeleri için, larvaların ayaklarının, akciğerlerinin gelişmesi, solungaçlarının yok olması ve birçok başka değişikliğin gerçekleşmesi gerekir. Su kurbağaları ve kara kurbağaları larvaları erişkin olabilmek için, uzun, kaslı kuyruklarını da yitirmelidirler.

Bedenin içindeki başlıca değişiklikler den biri, kan dolaşım sisteminde ortaya çıkar. Larvaların kalbi (akciğerlibalıklar ve yuvarlakağızlılar dışında) balıklarınkine benzer; larva büyüdükçe, kalp daha karmaşık, sürüngenlerinkine benzeyen bir yapıya kavuşur.

Beslenme: Erişkinlik çağındaki bütün ikiyaşayışlılar etçildir. Buna karşılık larvalar, bazı durumlarda bitkisel maddelerle, bazı durumlarda hayvansal maddelerle, bazı durumlardaysa hem bitkisel, hem de hayvansal maddelerle beslenirler. Bu nedenden ötürü, larvaların «gaga» adı verilen kemiksi bir yapı çevresinde dizilen dişleri vardır. Erişkin hale gelen larvalar, düzenlenişleri ve biçimleri bakımından türden türe değişen bu dişleri ve gagaları yitirirler.

Erişkin su kurbağaları, iki yaşayışlılar arasında, yalnızca üst çenelerinde ve damaklarında dişleri olan tek öbektir (bazı ender durumlar dışında). Buna karşılık, semenderlerin her iki çenesinde ve damağında diş vardır. İkiyaşayışlılarda, memelilerde olduğu gibi farklı işlevler yüklenen çeşitli dişlere rastlanmaz: ikiyaşayışlılar dişlerini yalnızca aylarını yakalamak için kullanıp, sonra avı çiğnemeden yuttuklarından, tek tip diş onlar için yeterlidir.

Bazı semenderler, dillerini ileri uzatıp uzaktaki yiyeceği yakalayabilirler. Kara ve su kurbağaları, avlanırken görme duyularından yararlanırlar. Bazı kurbağaların dilleri, ağızlarının ön kesimine yapışıktır ve ağız boşluğunun gerisine sarkan Yiyeceği gören hayvan, bir ölçüde ağzından çıkabilen ve ucu yapışkan olan dilini ileri fırlatır. Dile yapışan av hemen ağza götürülür. Ayaksızlar takımı üyelerinin dilleri küçük ve nerdeyse hareketsizdir.

Bir su kurbağası türünün avlanma yöntemiyse çok ilgi çekicidir. Bu türün bireyleri, suyun içinde çevrelerinden geçen balıkları ve başka hayvanları, ağızları boyunca sıralanan püsküller aracılığıyla kendilerine çekerler: Püskülü merak ederek yaklaşan ve ön ayaklarına değen balığı, kurbağa hemen yakalar.

İkiyaşayışlılar, boyutları belli ölçüler içinde kalmak koşuluyla, çevrelerinde hareket eden her şeyi yemeye çalışırlar. Erişkin öküz kurbağaları, böcekler dışında, kaplumbağalar, semenderler, kara kurbağaları, su kurbağaları, kurtçuklar, küçük kuşlar ve kemiricilerle beslenirler. Bazı tarım işletmeleri, yararlı böceklerin çoğalmasını önlemek için aldıkları önlemler arasında, su kurbağalarının üremesini desteklemeye de yer verirler.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!